Oooo! Efendim, hosgeldiniz, buyrun soyle okuyun!

(polemik versiyonu)

Aslinda, daha once buraya gelmis olanlariniz bilir, bu sayfa biraz farkli idi. Ve fekat gecen zaman icerisinde, ogrendik ki, Adalar fatihi Dragut bey abimiz, gelmis, sayfamizi okumus, ve de usenmeyip bize bir mektup dosenmistir. Mektubunda bir dizi seyden sonra soyle der:

Asagidaki sayfa konusundaki yorumuma gelince, isi olmayan çavuslar dönerde g..unu avuclar diyorum :))

(bu satirlarin hemen altinda da, bizim eski sayfamizin bir metin kopyasi bulunuyor).

 

Simdi hatirlar iseniz, eski sayfamizin sonunda, oykuyu sevmeyebilecek olan okurlarimiz olabilecegi olasiligina karsi bir takim tedbir mahiyetinde onlem olaraktan bir kucuk cumle yazilmis idi (Arzu eden okurlarimiz, ha buraya basarak o sayfaya yeniden gidebilirler), ve fekat bu cok onemli degil.

 

Asil onemlisi su ki, adini pek telaffuz edemedigimiz bu korsan arkadasimiz, o yazimizda “nasil oluyor da oluyor” biciminde aciklamis oldugumuz o guzel, anlamli ve bir Quebec peynir markasi olan adimiz hakinda da soyle demektedir:

 

Adam gibi gercegi söylesene:

'benim hafizam 3 karakterden sonrasini sakliyamiyodu, arkadaslarda güzellik olsun diye isim-soyisim bas harflerimden bu kelimeyi buldular, beni topluma kazandirdilar, Allah razi olsun! 'desene...

 

Ona cevabimizi yuce hukuk onunde, ve de arkasinda, gelecekte de, gecmiste de ve hatta mazi ve atide de, soyle olaraktan ifade ederiz:

 

Dragut effendi, Dragut effendi.. Kendine gel! Valla, gelirim oraya, “ Baba Oruc, baba Oruc, Girmizi Sakal!” diye yardim aranirsin, amma ne yapcen ki :

·          Baba Oruc Tlimsen’den Turkiye’ye gelemez (pasaportu filan yoktur – hayatta da yenisini alamaz: nufus huviyet cuzdani, 6 vesikalik fotografi, muhtardan alabilecegi bir ilmuhaberi ve garanti savciliktan temiz kagidi yoktur),

·          oburu ise Besiktas’ta « ne olur ne olmaz bu adam, kalkar malkar maazallah! » diyerek uzerine kocaman bi bronz heykel dikilerek oracikta kalmasi garanti edilmis oldugundan,

kimse gelemez yardimina!

 

Bir kerre, acik secik sunu ifade ediyim ki, bu ad ile bizler sizler henuz on iki (sayiyla on – iki) yasindaykene yanyana gelmis ve de « kumeler cebrindeki » associative iliski ile seyolmustuk; nerden bilceniz isin aslini. Allalla! Konusturmayin adami!

 

Sonnacima, efendim, anlattigim oyku, butunuyle dogrudur : simdik, olgusal ve de ojecktif okuyucumuza dogrulamasi icin olaylari ve referenslari veriyoruz :

1.      Gercekten de, « bir gun », « bir sinemanin » onunde, uzerinde « Dunya’yi Kurtaran Adam » yazan bir afis var olmustur. Dileyen okuyucum, Turk sinema tarihi icierisinde “Dunya’yi Kurtaran Adam” adli (cok muhim) bir film oldugunu dogrulayabilir (Googlamak icin “George Arkin”, ve filmin adini anahtar kelimeler olarak kullanabilirsiniz).

2.      Ikiii, Corc Arkin’in yaptigi herseyi daha iyi yapabildigimi dunya alem bilir. (Yani bu vakiadir – ya da aksiyom – hani icinizde muhendis filan vardir, baskasindan anlamaz diye yazdim onu).

3.      Ucuncusu, benim dunyanin hem en mutevazi adami oldugum, ve de hem de cok iyi yurekli oldugumu herkez zaten bilir; istiyorsaniz Hakan Akgun’e sorun.

4.      Sonra, efendim,

o        Isportacilarin sinema onunde corap sattiklari,

o        Isleri gucleri onlari kovalamak olan « belediye zabitasi » adinda bir orgut ve onun mensuplari oldugunu,

o        Ve de guzzel kurkcemizde « xotu kurtarmak » diye bir deyim oldugunu da herkez bilir.

o        Tek bir nokta, gercekten boyle bir sey oldu mu, diye soranlara, « yok abi, zabitamizi nicin karaliyorsunuz, onlar sinema onunde corap satanlari rahatsiz etmezler » diyenleriniz icin, katiyyen kuruma birsey demiyorum, amma vicdansiz bir zabita var idi, hatta adi da vicdansiz Nacat Hacat idi.. Eger ustume gelirseniz, valla kim oldugunu ifsa ederim haa!!

5.      Ve fekat, mahallemizi aslinda Klingon zulmunden kurtarmistim; fekat « ne lany bu Klingon? » filan diyecek Space kanalini izlemeyen okuyucuklarim olabilir diyerekten ismi degistirmistim; herkesten  bu kabahatim icin ozur dilerim.

 

Iste boyle! Gercek biline!